DENTAL FOBİ

 

İnsanlara sorsalar “Diş Hekimi” dendiği zaman sizde ne çağrışım yapar? diye, sanırım %80 kişide “korku” çağrışımı yapar. İnsanlar en çok canlarının yanmasıdan korkar. Demek ki biz diş hekimleri insanların canını yakıyoruz ki insanlar bize gelmeye çekiniyorlar. Buraya kadar sanırım kimsenin bir itirazı yoktur.
Emin olun bu konunun zorluklarını sizin kadar biz de yaşıyoruz. Tahmin edersiniz ki işlem yapacağınız bir bireyin gerginliği ister istemez size de yansımaktadır. Bu durumda hekimin tecrübesi ve kendine güveni çok kritik bir öneme sahiptir. Hekimin soğukkanlı olması gerekir. Sizdeki tepkilerin korkudan kaynaklandığını bilmeli ve sizi rahatlatmalıdır. Bunu nasıl yapar? Alında oldukça basit. Esnemek gibi kendine güven de bulaşıcıdır aslında. Hekiminizin kendine güvenini hisseden hasta da kendini güvende hissedecek ve kendisini daha rahat hissedecektir.

Ben bir diş hekimi olarak diş koltuğuna oturmaktan hiçbir zaman korkmuyorum çünkü neyin ne olduğunu biliyorum. Ancak hastalarımızın böyle bir şansı olmadığı için onların hekimlerine olan güvenleri tam olmalıdır. Bunun için hekim tedirgin hastalarına işleme başlamadan önce güven telkin etmelidir ve eğer bunu başardığına inanırsa işleme başlamalıdır. Bunu da ancak kendine güveni tam olan bir hekim başarabilir. Çünkü hastalar herşeyi hissederler.

“Hekimime güveniyorum ancak iğne yapılacak olması gerçeği beni yeterince huzuruz ediyor” diye düşünebilirsiniz. Öncelikle şunu sormalıyız. “Niye iğne oluyoruz?” cevabı basit “Acı hissetmemek için”. Demek ki iğnenin acısı işlemler sırasında yapılacaklardan çok daha az acı veren birşey. Doğru teknikler uygulandığında aslında ağız içinden yapılan iğneler canınızı tahmin ettiğiniz kadar acıtmaz, çünkü ağız epiteli çok incedir ve ağrıya neden olabilecek direnci insan derisi kadar göstermez. İğnenin penetrasyonunu neredeyse hissetmezsiniz bile. Bundan sonra asıl ağrıya neden olacak neden, anestezik solusyonun doku içine zerki sırasında o bölgedeki basıncın artmasıdır. Bunu engellemenin de yöntemleri var elbette. Mümkün olduğu kadar yavaş enjeksiyon yapmak. Zaten bu noktadan sonra kısa süre içinde ilgili bölgede birşey hissetmeniz mümkün olmayacaktır.

Bunun dışında hastalarımızı o koltuktan iten diğer bir konu bizim aeratör dediğimiz o meşhur sesli alet, kimileri ona matkap der. Aerator yapısı gereği çok hızlı dönen bir alettir ve benim bildiğim kadarı ile gündelik hayaınızda karşılaşabileceğiniz en hızlı şey olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Bir jet motoru dahi max. 120.000 devir dönerken dakikada, bizim aeratörlerimiz 400.000-500.000 devir döner dakikada. Bu aslında çok iyi birşey çünkü devir sayısı arttıkça titreşim de azalmaktadır ve buda sizin işlem sırasında hiçbir rahatsızlık hissetmemenizi sağlar. Devir 40.000 lere düştüğünde titreşim hissedilebilir seviyeye gelir ve sanki beyninizin içinde çalışılıyormuş gibi hissetmenize neden olur. Düşük devirli mikromotorlarla çalışıldığı zaman hissettiğiniz rahatsızlığın sebebi budur. Bunlar çok dahayavaş dönen cihazlardır. Ancak her iki durumda da acı hissetmezsiniz ancak düşük devirlerdeki o titreşimden rahatsız olursunuz. Sadede gelecek olursak aeratörler çok hızlı döndükleri için titreşim yapmazlar ancak bunun bir getirisi olarak da rahatsız edici bir sesi vardır. Ben hepinizin sesi titreşime tercih edeceğinize bahse girerim.

Dürüst olmak gerekirse diş hekimine geldiğinizde günümüz teknolojisi ile size tahmin ettiğiniz konularda artık bir rahatsızlık vermiyoruz ancak çoğunuzun hiç heap etmediği başka konularda rahatsılık duyabilirisiniz. Bunlardan en önemli iki tanesi şunlar olacaktır. Aeratörler ile çalışılırken sürtünmeden doğan ısıyı azaltmak için su soğutması ile çalışırız ki bu dişe zarar vermemek için çok önemli ve gereklidir. işte bu su bazı ağzınızda birikerek bazılarının rahatsız olmasına neden olabilmekte, biz hernekadar güçlü emiciler ile biriken suyu ağız ortamından tahliye etsek de. Diğer konu ise çalışırken çenenizi açık tutmak zorunda olmanız ve bir süre sonra çene kaslarınızın yorulmasına bağlı çeneyi açık tutmakta zorlanmanız. Bu konu özellikle arka bölgedeki dişlerde çalışırken problem olmaktadır.

Eğer bütün bu anlattıklarıma rağmen korkunuzun önüne geçilemeyeceğine inanıyorsanız ki çok az bir grup bu sınıfa giriyor, bu durumda genel anestezi altında çalışmak en doğrusu olacaktır. Bu da genelde ileri cerrahi işlemlerin yapılacağı hastalara uygulanır. Benim pek öyle bir şansım olmuyor bir protez uzmanı olarak, çünkü ben çalışırken hastanın benimle koopare çalışması gerekmekte. Zaman zaman dişlerini kapatmasını isterim ve diğer çene ile olan ilişkilerini kontrol etmem gerekir vs.

Bu seferki biraz uzun oldu farkındayım, ancak sizlerden de çok fazla bu konuyu dile getiren mesajlar alıyorum o nedenle elimden geldiğince detaylı anlatmaya çalıştım. Umarım faydalı olur. Son olarak tecrübelerime dayanarak bir ekleme yapmak istiyorum. Benim en rahat çalıştığım hastalar genelde en çok korkan hastalar. Sebebine gelince zamanında yaşadıkları zor bir tecrübe onlarda öyle bir fobi oluşmasına neden olmuş ki neredeyse o zamandan beri diş hekimlerine gitmez olmuşlar ve ancak yumurta kapıya dayanınca mecburiyetten gelmek zorunda kalmışlar. Arada geçen zaman içinde teknikler çok geliştirği için tahmin ettiklerinden çok çok daha az rahatsızlık duydukları için işlemler sırasında öyle bir rahatlık yaşıyorlar ki neredeyse en ufak bir rahatsızlık belirtisi bile göstermiyorlar.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s